Bomboş bir çerçevedir bağrımda yıllandırdım..
Kırılmışlığımıza diyecek yok,yok bir kelam edilecek takat,
Yürekler birken,yıkıldı aşk,tüfekler birden konuştu,
Bu nasıl aşk bu ne kanlı bir vukuat..
İçim içini duyardı önceleri,peri masallarına sarmalardı,tanrı cümle sevenleri..
Yağmur yüklü kanatları vardı her ne zaman baksam bulut bulut,
Gözleri üzerime yağardı..
Vuslat kavuşma günü sandığım bir zaman,’bir zamanlar..’ oldu
Tüm hikayeler ellerimde soldu,hayal gücüm daraldı..
Ben yapayalnızlığı kucaklamak için doğmuşum
Ne zaman koynumda bir sevi saklasam,onu benden kopardı..
Zordu sevmek seni ve beni sevmek zordu,severdik ama biz ikimizi..
Kolaydı gitmek ve bitmek kolaydı,az değil defalarca bitirdik birbirimizi..
Aslı astarına karışmış tüm konuşmalar,canımın yangınlarında duman duman savrulur..
Beni acıt acıtabildiğin kadar ne olur gitme ama bağır,söylen kır kalbimi,
Ama gitme…Ne olur,Senden büyük bi aşk yok bu diyarda yaşanılası..
Sen güzellik esansını dağıtan yüreğime seni boğdu mu bu tutuklu aşk havası..
Tutku da bu sevdaların anası,içimizde karargah kurmuş tümör gibi büyümekte alenen
Göz göre göre ölüme sürüklendik,
Biraz sen biraz bendim bu aşkta ‘kahrolası’….
Sanması,Umması,inanması ve yanması bizden geçmiştilere ne ara sürüklendik anlamadım,
Ahizenin ucunda arkanı dönüp giderken sen,direndim,içimden çok direndim..
Sen git şimdi söylemeden bir elveda..
Gerek mi var yabancılaştıktan sonra ruhlar,dönüp demek el’e veda…
Bu hal ölümsü tanrıçalığıma gölge düşürmeyeceğimi vurgulayan sahte eda..
Sen yokken de içimdeki tanrısın,Sana olur gelecek ve geçmiş zamanlarım feda..
Ben kendime söylerim artık aşkımızı adının içime düştüğü her defa…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder