21 Ekim 2011 Cuma

ekimdi ilk gördüğümde seni ve bilmiyordum ki son görüşümde ekimde olacaktı..Tüm eimlere küsüm şimdi..tüm 14 ler size de aşk olsun..Aşk uzak olsun varlığımdan artık e mi..gidişini anlatan uzaktan gördüğüm gölgendi..

Şimdi sen ardına bakmadan gidiyorsun ya
Vicdanına sığdı mı be adam onca yalnızlık..
Onca sessiz ve bizsizlik sığdı mı vicdanına!
Sen kimse gibi olmayacaktın,kimseye benzemeyecektin
Öyle de yaptın..Kimse gibi acıtamadın içimi..Daha da beter kararttın..
Bi yalnızlık çöktü ki üzerime ömürlük,sen yaşadığımca yanımda uyanacak olandın
Bahtıma yazılan en güzel addın..
Şimdi oldu mu bu ani gidişin..Üzerime çullandı geceler yeniden
Sen,yokluğunla bana cehennemi bıraktın..
Silerim tabi ya silerim adını gözümün alabildiği her yerden
Silerim varlığının izi kalmaz tenimde..
Kalbm..Ya kalbim ne yapar nasıl alt ederim seni nasıl kurtulurum gölgenden
Her köşeden adın çıkar kalbimin sokaklarında
Her şarkıda geçer sanki masalın..
Bana bi şarkı söyle diye direttiğim gecelerde saçlarımı okşardın..
Ağlardım geçmişin yükü üstümde,omuzundu huzur dolu diyarım..
Nasıl bi anda sustun öyle sesine hasret kaldım..
Ne yaptın be adam..
Sen benimdin..Ölüme dek de benim kalmalıydın..
Sığdı mı bu şimdi aşka?Sığdı mı söyle bu yaptığın..
Gece gün ışığına kavuurdu işte beni öyle sarmalardın..
Gözlerimi gözlerine değdirerek açardım..
Kalabalık konuşurdu biz susardık,bakardım sana hayran hayran..
Bilmiyor muydun sanki ben sana deli gibi hayrandım
gülerdin içimde güller açardı,kızdığında yanardı bağrım..
Ne yaptın sen be adam nasıl bir aşktı alevdi adı toz duman..
Sen bi sevdayı tedavülden kaldırdın..
Kış gibi soğuk artık içim,yangın yeri misali alev alev yüreğim..
Nasılda aramızdaki kilometrelere rağmen sadece sesinle bağını kopardın..
Hani gitsen de giderken elimi tutacaktın..
Sana ben ömrümü sana ben beni emanet etmiştim bu muydu emanet anlyışın..
Silerim seni ..İzin kalmaz..
Üstüne yeni resimler bile çizerim belki..
Ama hçbiri sen gibi olmaz..
Gitme demedim mi be adam..
Sığdı mı ekimlere..Şubatlara ayıp olmadı mı..
Ben üşürsem ya..
Ya aşk üşürse aklın hiç almadı mı?
Bakma arkana sakın..
Ne bırakmamacasına sarılmalarını özlerim senin artık
Ne saçlarımda gezinen şfkatli ellerini ne cenneti içime akıta bakışlarını
Benim sana duyduğum sevdalığı hak mı ettin sanki özlemem
Sevgi haykırışlarını..
Deli misin be adam...Deli misin sen..Canıma mı kastın var dön gel hemen....

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Belki de ölmeseydin izi kalacaktı,çocuk,yaralarının,yaşasaydın belki kurtulacaktın çocuk..Belki de kaçabilseydin,kabuslara bulanmayacaktı çocukluk..Minik bi yıldızsın bazı aklıma düşer karanlık yazın..

Plastikten hayallerine sığınıyordun her korktuğunda
Onlar eğilip bükülüyordu zamanın sert rüzgarlarına karşı..
Kristal rüyalarını yastık altında saklamak zorunda bıraktı düzen seni
Küçük,lastiktan bir tokan vardı..Tüm hayallerin onunla başladı
Binbir desende hayaller kurardın,elinden alınmadan 'bir zamanlar'ın
Ellerin küçücüktü,gömerdin kalbine uyuturdun tatlı gözlerinde düş mavisi rüyaları
Bir şölen alanıydı,şeker tadı vardı dudaklarında.
Gözlerin heyecan içinde geceyi seyrediyordun..
bu kadar güzel göründüğü yalandı..
Sen bu kadar güzel bakabildiğin için gece sana minnettardı..
Yıldızları okuyarak yürüyordun
Birden anladın ki tek başınalıktı hayatın anlamı
Sonra karanlık aniden yüreğine bastırdı
Bir el seni çekti hayatın dar karanlık ormanlarına
Korku,umutsuzluk..Yüreğini sardı..
Minik bir elma şekeriydi kalbin,son kez hızlı hızlı çarptı..
Zehirli sarmaşıklara bulandın birden,canın yandı..
Gözlerin kıyamete açıldı ve sen sonsuzluğu kucakladın
Masum prenses..İşte o an anneciğinin elleriydi tutamadığın..
toprak kucak açtı ve sen ona sarıldın..
O an son buldu masalın,bi kabus gecesinde uyandın..
Toz toprak,kir pas bedeninde kalmıştı
Ruhunla ebedi bir masalı kucakladın..
Mutlu sonsuzluklar küçük yıldız..
Az da olsa her yürekte güneş gibi parladın..........

30 Temmuz 2011 Cumartesi

Korkarım gideceksin..
Bi veda ifadesi sezdim halinden ve ne acı ki biteceksin
Benim en masum hikayem..
Tehdit unsuruydu senin yaralı kanatların ve benim,gölgelerine,korku tanrıçalığı etmem
Gidesiye yoktur yazmadım ki yüreğimin tezgahına
Ondandır,alıp götürdüklerine yok öfkem...
Bu kez biliyordum gidecekti,mutluluğa serilesi yoktu sermayem..
Mavi düşlerimde boğdum aramızda doğabilecek sevdayı
Ondandır beyaz kanatlı sabahlara iyi geceler demem..
Senin en derin uykularında rüyalarını hissetmem
Ve sana kalıcı gözüyle bakarken bile gidecekmişcesine,
Uyurken göğsümde aldığın nefes adına tanrıya şükretmem
Seni o geceler sabahlarına kavuşuncaya dek uzun uzun seyretmem..
Korkarım ki senin arkan dönükken geldim ben
Ve yakınlığındı bana bakıyormuşsun gibi hissettiren..
Şimdi sen mesafelere boğdukça bizi,uzaklaşıyor gözlerimden alaca bir kardelen..
Mağrur bi hikayeydin sen..
Baştan aşağıya okunulası ve bendim talibi o hikayeyi ne kadar bilindik de olsa sonsuzca okuyası
Yer ve zaman hatalarına meydan okuyamadık mı yoksa
Eğer doğru yer ve zaman martavalları doğru olmasaydı bi destan olurduk aşka örnek olunası
Sanıyorum gittikçe de uzaklaşıyorsun,doluyor gözlerim
Boşalıyor kollarım ve aramızdaki mesafeye uygun esintiler gelmeye başlıyor
Bir soğuk sarıyor bedenimi senin yerine..
Sanırım sen de beni,acımasızca terkeden çocukluğum gibi terkedeceksin..
Hem zamansız hem imkansız hem de kasten..
toprak olsan,yağmur olurdum yağardım üzerine buram buram sen sarardın ortalığı
Yağmur olsan her daim yüreğimde saklardım sonbaharları..
Bulut olsan göğü mesken seçerdim kendime..
Şimdi bi resmin kalacak ya elimde,dilimde adın ve arasamda bulamayacağım kokun...
İşte o sancıtıyor,suretini göreceğim bir müsvette üzerinden
Tenine yorgan olmuş tenlerin niceliklerini düşünmek..
Seni rüyalarım bile özleyecek..
Korkarım bana veda satırları yazdırıyorsun..
Biliyordum bi veda edecektik ve bilmiyordum ki bu kadar yakındı ayrılık..
Tüm yaşananlar sonunda yine yüreğimi küstürdü hayata
Koskoca bi rüyanın özeti iki satırlık..
İkimiz de bu ayrılıktan kırıldık..

Yandım,piştim..Ne hamdım ne de büyüdükçe donandım..Cehenneme doğdum gün geçtikçe yandım,cennet kokardı bazı ateşi su sanırdım..

Fidan olabilme maharetiyle doğrulduğumdan beridir,maruz kalmadığım kış kalmadı
Bazı hazin sonbaharlar çullandı yüreğime..
Bazen bi hazan mevsimini yıllarca taşıdım en derinimde.
Fırtınalar koptu,sular kabardı zihnimde,kırıldı dallarım,kurudu bazen bir yanım..
Her zaman budadım nasırlarını hayatımın...
Kestim attım yarayı tertemiz süzülen kanı görünceye dek..
Çok kanadım,kimi zaman gözlerinden fışkıranı sandılar ki gözyaşlarım..
Yürekten kanadım kanayınca,kana kana ağlardım..
Bi pembe saçlı bebeğim dinledi sancılı rüyalarımı
Asıl adı kabusmuş büyüdükçe anladım..
Yastığımın altında biriktirdim hayal kırıklıklarımı,kimseler görmeden yaralandım..
Kocaman bi çocukluğu derinime gömen kader..
Sen,sendin benim dayatılmış yazım...
Bağrımda;ışık tenli,güneş saçlı,bakabildiğince uzanan yeşilliklere çalan gözleri,bir çocuk sakladım..
bugün savaşın son haliyle elimde kalanları hesapladım..
Esmer küçümen bebek,uzun saçlarına makasla dadandığım..
Pembe saçlı ayşecik,tek yol arkadaşı kırmızı önlüklü yıllarımın..
Onlarca resim bir şeylerin ardından öylece bakakaldığım..
Sayısız cesaret yükledim yüreğime,korkuları tedavülden kaldırdım..
Bi annem,bi babam bi kardeşim bi de hatrı sayılır dostlarım..
Annem..Sen ben gülerken daha acı çekeceğim günleri anlardın..
Babam..Benim azametli çınarım..
Gölgende uyurum bazı,bazen kızmış yağmurlarından korkarım..
Kardeşim..Benim hem annem oldun,babam bazen ablam..
Sen kızgın gözlerinin altında bana hep en büyük merhameti sakladın..
Adını söyleyemediğim ve yüreğime hep bişeyler katan
Belki de benden bişeyleri çalanlar ve mavi yürekli dostlarım...
Bugün iyi ki varsınız ve iyi ki var mevsimler..
İyi ki değişiyor zaman ve insan daha iyi anladım..
Geç de olsa içimdeki çocuğu benden almadığın için teşekkür ederim sana tanrım..
Ağladım ve anladım..

öylece sakin sesiz bakardı..Sanki bi çağlayandı üzerime akardı..Yorulurdum tonlarca su geçmiş gibi üzerimden..'bana sevgin ne kadar?' hep bana sorardı..Benim ona sevgim 'su kadar'dı..

Gözlerini içimde saklarım,bi sus düşer dilime adını yüreğimden sayıklarım..
Sen karşımda beliren cennet bahçesi,inceden bi yağmur gibisin
Kuraklığıma deva olur varllığın,üzerime yorgandır buz kesmiş gecelerde tenin..
Seni baktığım bi ufukta bulurum,bazı uzağında bazı baş ucunda dururum..
Kurulduğundan beri yüreğimin tahtına,mesafelere inat seninle yaşıyor ruhum..
Bi karanlık yetmez ki gözlerini çalmaya benden hissederim bakışlarını..
Varllığımı hiçe sayan bu sevi önünde eğilirim ancak,aşk efendim olsun,
Tek düşman bu aşkta gururum...
Söz biter sen başlarsın güneş parçalarıyla işlenmiş tenin..
Buram buram sevgi kokuyorsun,bi rüzgar esse kokunu duyarım..
Yumuşacık başını yasla göğsüme,tüm yükünü hayatın yüreğime doldururum..
Yeter ki sen gülümse yıldız şenliği belirsin gözlerinde..
Mutlu ol herhangi bir şeye bakarken,merakla,heyecanla seyret..
Seyret ki anlamlı bakışlarını hayran hayran izleyeyim..
Kendime bakar gibi,kendi heyecanlarımı hatırlar gibi bakayım mutluluğuna..
Ben gibi ve ben kadar diyebilmek ne güzel sana..
Sen bi duanın içerisinde geçebilecek tüm dilekleri kapsıyorsun ya..
İçime dokunuyo için..
Sen bi salıncak sırası bekleme heyecanında olduğum sevi..
Sallanırken heyecanla baş döndüren nefesi..
Sen,sen..Yaşanılabilecek tüm aşkların en enfesi...

çaresizliğimizi anlatır bana aşk şarkıları..Ne sen gidebildin ne kalabildik bir arada..Harcardık yerli yersiz ikimiz için de nakit mahiyetindeki 'bir zamanlar'ı...

 Yağmur yersiz kalır içimdeki sel almışlığı anlatmaya..

Bomboş bir çerçevedir bağrımda yıllandırdım..

Kırılmışlığımıza diyecek yok,yok bir kelam edilecek takat,

Yürekler birken,yıkıldı aşk,tüfekler birden konuştu,

Bu nasıl aşk bu ne kanlı bir vukuat..

İçim içini duyardı önceleri,peri masallarına sarmalardı,tanrı cümle sevenleri..

Yağmur yüklü kanatları vardı her ne zaman baksam bulut bulut,

Gözleri üzerime yağardı..

Vuslat kavuşma günü sandığım bir zaman,’bir zamanlar..’ oldu

Tüm hikayeler ellerimde soldu,hayal gücüm daraldı..

Ben yapayalnızlığı kucaklamak için doğmuşum

Ne zaman koynumda bir sevi saklasam,onu benden kopardı..

Zordu sevmek seni ve beni sevmek zordu,severdik ama biz ikimizi..

Kolaydı gitmek ve bitmek kolaydı,az değil defalarca bitirdik birbirimizi..

Aslı astarına karışmış tüm konuşmalar,canımın yangınlarında duman duman savrulur..

Beni acıt acıtabildiğin kadar ne olur gitme ama bağır,söylen kır kalbimi,

Ama gitme…Ne olur,Senden büyük bi aşk yok bu diyarda yaşanılası..

Sen güzellik esansını dağıtan yüreğime seni boğdu mu bu tutuklu aşk havası..

Tutku da bu sevdaların anası,içimizde karargah kurmuş tümör gibi büyümekte alenen

Göz göre göre ölüme sürüklendik,

Biraz sen biraz bendim bu aşkta ‘kahrolası’….

Sanması,Umması,inanması ve yanması bizden geçmiştilere ne ara sürüklendik anlamadım,

Ahizenin ucunda arkanı dönüp giderken sen,direndim,içimden çok direndim..

Sen git şimdi söylemeden bir elveda..

Gerek mi var yabancılaştıktan sonra ruhlar,dönüp demek el’e veda…

Bu hal ölümsü tanrıçalığıma gölge düşürmeyeceğimi vurgulayan sahte eda..

Sen yokken de içimdeki tanrısın,Sana olur gelecek ve geçmiş zamanlarım feda..

Ben kendime söylerim artık aşkımızı adının içime düştüğü her defa…

Seninle arkadaşlığı,dostuğu,kardeşliği değil biz seninle sonsuzluğun,sonu belli bedenlerin ruhları üzerindeki hükmünü yaşadık..

Bir yürekte bağımsızlığına doygun hüküm sürmek ne demektir sen bilirsin..

Bi sevgiliye böylesine kanatlanmadı ki sen geniş,ışıklı salonlarında otur diye kalbimin..

Annem bilir,alnımın ateşinden ağladığı gecelerde,hece hece dudaklarımdan adın dökülüverir..

Elma şekeri gibi kırmızı kristallerle kaplı senin tenin,

Ağladığım zamanlarda ipekten rüyalar gibi ellerime serilirdi ellerin..

Sen yağmur gibi rahmetinle kızardın,azametinden çekinirdi gözlerim..

Küçücük bi çocuğun dev yüreği gibi sende cesaret..

Tanımaz ögürlüğüne özgülükler yaratmakta esaret..

Senin öfken zalime armağandır,kızgınlığın sırtına yorgan olur merhamet..

Çağıl çağıl dökülür dudaklarından sancılı zamanların.

gözündeki yaş konuşur,anlatır yanakların..

Sen şahidi, karanlığım başındaki nöbetçi zamanların

Sen kahini,gülmeye başladığımda bilen geçmişte kalanları..

Yaraları,yalanları,arananları ve zararları..

Sen tamamlayıcısı yitik savaşların,sonu gelmez aşkların,oyalanmış yaşların..

Sen tam anlayıcısı...Sen tam ağlayıcısı,karardığında zehre çalan bakışlarım.....

İyi ki varsın,sebebisin güneşin selamının,tabiat kelamının,yaprağın baharının,

Kulların sevabının,sebebisin,ışıklı sabahların,cennetlik diyarların,yürekli alkışların....

Sen sultanı,yüreğimin başkentinde ,Kristalden kışların...

Sen bir sonbahar ezgisiydin,bir ekim kaçkını..Bense sadece senin yağmurlu yalnızlığını seviyordum..Ve biliyordum noktaydı son ortaya çıkardığımız,bi es verdik ama sese dönüşemedi varlığımız..

Sarı ışıklı odalarda bi başına mı oturmaktasın?..
Yoksa gömleklerini ütüleyecek,
akşam eve geldiğinde 'hoşgeldin'i sıcak bir öpücükle süsleyecek biri mi tutar ellerinden..
Uzun zaman önce okuduğum o hikayenin resimleri değil bunlar..
Sereserpe uzanmamıştı hüzün henüz,o zamanlar..
Böylesine deli kışlar yoktu yağmur sonbahar tadında kucaklardı tenimi,
Rüzgar okşardı serinliğe muhtaç yüreklerimizi..
Loştu ışıkları,soğuktu dar sokağı evinizin..
ben eve doğru baktım,seninle dolu bir tarih yıkıldı üzerime..
Tüm korkularım,endişelerim,telaşlarım çakıldı bugün gibi zihnime..
Şimdiki zamanına ayak uyduramadık aşkın,hastalandı yüreklerimiz,
Herkes kendi yarasını üfledi ve geçmiş oldu,'geçmiş' olduk hayatlarımızdan birbirimizin..
Acaba hala aynı yerde mi uyuyorsun,hani kapının yanında uzaklardan denizi selamlayan minik pencerenin altında..
Evin salonuna camdan bi masa almanın hayalini kiminle kuruyorsun acaba şuanda?
Ben sokağa baktım sokak boştu,oradaydı evin,bi kaç metre uzaklıkta ben senin hayalini seyettim..
Ben boş sokaklardan baktım sana,yağmurlu karanlık dünün heveslerini yıkadı,ya da yıktı hissedemedim..
Sen boşluklarda beni gördün mü hiç,yüreğinin sokaklarına ismimi verirdin önceleri
Artık ismimin geçtiği şehirlere uğramaz gibisin..
Sen değil sevgilim,bu soğuk,alınganlıklarımın sebebi sen değilsin..
Sen benim üzerime alınamadığım aşk,sen beyazlar içindeki tatlı telaş.
Numaralarını ezberlemeye çalıştığımız tabelaları okudum,sensizlik içimde anlamsız bir savaş..
Zaman geçiyor sevgilim unutuluyor acılar ve anılar..
Sense vuslat gibi beklenen ölüm gibi cennette düğün gibi karşımda,
Hala,ilk gümüş gibi girdiğim o sokakta,yıllar sonra ben,vardım..
Hep varmışım aslında..
Senin güzünü,senin gözünden selamladım,en asil sevisi ayarsız zamanların..
Düşündüğüm her dialog,seninle,düşümde vuku buldu..
Dün gece adını soluduğum sokaklar bile bugün beni unuttu..
Anlattım onlara seni,dinlediler gözlerimdeki yağmur gibi beni..
unutma sen de mavi yıldızlar prensesini,içinde bir anlık his gibi belirsem de..

Şehit düşürdüğün her güzelliğin,güzel duygunun ardından saygı duruşuna geçmeden düşün bir..Hangi savaş uğruna katledildi saflığın..

ne için yanmak istediğini düşün bi..
Küllerini hangi rüzgar savuracak ve hangi cehennemin kucağında uyuyacaksın..
Kıyameti koparacak hangi figan ile son bulduracaksın,eziyet hükmündeki varlığına..
Sen bi beste değilsin ki çalınasın bi faninin kulağına..
Bin cin bi peri olma meziyeti elinde değil senin,tanrı koyar şah'ı da piyonu da senin adına..
Oynadım sanırsın,sanırsın ki sıram geçti..
Bi fırtınadır kopan içinden,cennet karargahına..
Ne için ağlamak istediğini bi düşün..
Gözyaşların kimin ellerini ıslatacak,hangi mendile teslim edeceksin hayal kırıklıklarını
Ve hangi el sıvazlayacak dertyükünden nasır tutmuş sırtını..
Sen ölçmekle yükümlü değilsin ki dünyanın bitmeyen haksızlıklarını..
Kan basıncı düşerken düşlerinin sen bitkisel hayata zeytin dalı uzatacaksın..
Zor çok zor senin işin..
Hem en hakkına geçmiş cümle yaşanmışlıklar hem de gün gibi ortada ki haksızsın..
Ne için yaşayacağını düşün bir..
Neye boyun eğecek nefesin..Ne için doğrulacak ve ne için sebat edeveksin..
Ne zaman güneş doğuyorsa yüreğine,
Bir kova su ile gelip söndürecekler..
Ne zaman su rengi bakıyorsan sen ki bil! o suları karartırlar..
Elinden alırlar hevesini tam kursağına batırırlar..
İşte o yüzden sen sen ol 
Ne istiyorsan bahtının üzerinde duran,
Sebat etmenin en asil haliyle karşılarında dur
Saygı ve itina ile sana karşı doğrulan ve seni yanlış bulan..

Yen içinde kalır kırılınca kol da yön verende kalmaz mı yürek..Bana adından öte,yıldız,renginden öte bir aşk gerek..

bu dokunuş bulunamaz bir ipek gibi eşsiz ve değerliydi..
görkemli bir sevişme içerisinde tüm yıldızlar bu gece sevgilim..
güneşin tenimizdeki izlerini kıskanmışlar belli ki....
oysa..oysa senin teninden elmas krıntıları dökülür ellerime doğru..
sıcacık kıvrımlarına şaşırır siluetinin buz tutmuş gözlerim..
bir kıvılcımın yarattığı ateşle kor oldu sevgilim,bu tutkuya boğulmuş aşkın bende
inceden bir bahar gibi çöreklenirsin yüreğime,mağrur çiçeğim dalların aşağıya bakar durur
bir gölge düşmüş gözlerine;derin fırtınası zamanı bozuk aşkların,seni savurur..
koynuma aldım tüm düş kırıklıklarını,göğsümde yaralar açar ama sana göstermem
sen bir ezgisin kulağımda bir son yazdan kalma,derin,içten sade..
güzelliğin beni dehşete düşürür,sarhoş  bir ruhu kabul eder misin bu gece esmer tenine...
tanrı seni korusun gökteki tek yıldız gibi..
yüreğim etrafında gezinen yörüngesiz bir ay gibidir,samanyolu önünde eğilir..
kulağına tüm aşk oyunlarını fısıldayacağım tüm serkeş inanışları..
söyle beni kabul eder misin tüm günah gecelerine esmer bahtım,kutup yıldızım.....
senden ayrı diye başlayan hiçbir cümleyi kurmak olmasın yazım..
benim mağrur kututp yıldızım,derin,sade,içten sızım.......

Bazen çiçekler de ağlar ve anlar çiçekler de onları anlamayanların dilinden..Bir çiçek anlatır,bitkilerin savaşını dinlersiniz,bir yaseminin zihninden...

sıva,beyaz,esmer..bu duvarlar şahitlik etti tüm günahlarımıza...
üzerine sıva çektiğimiz tüm ahlarımıza..
evimizin bahçesinde,yaşamak hayalleri kurardım,mor leylak kokuları kol gezerdi hayallerimde
annem seslenirdi,yemek vakitleri çalar sanırdım tüm hayalet yaşamımı
leylak kokularının yerini akasyalar alana değin bilmiyordum hayallerimi o evde bırakanın ben olduğunu
akasyalar...senin gibi beyaz senin gibi sarhoşluk verici kokarlar..
müthiş bir his tüm bedenini sarar sarmalar..
akasya kadar iddalı değildi fakat huzur verirdi bana leylaklar..
bir yanımda bir yıldızı dinlemek uğruna sağır  kaldığım tüm anlar
diğer yanda aynalara gömdüğüm,her duvarda leke gibi gördüğüm günahlar..
yaşamaya ramak kala bahçeli bir evde ölmeyi nasip et bana tanrım
annem yeniden beni akşam yemeğine çağırsın..
aşk müthiş bir delilik,huzuru gölgeleyen
bırakacağım akasyaları ellerimden her yeri leylak kokuları alabildğince sarsın...
biraz şefkate ihtiyacım var bu kurak yüreğimde dinginlik sel alsın
tanrım beni leylaklar arasında ayır ruhumdan
konuştuğum son duvarda büyükçe bir akasya resmi vardı,bırakın öyle kalsın....